gebelik dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gebelik dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları
temi kusurları gibi gelişimler vardır.
Gebeliğin daha sonraki dönemlerinde alın­dığında kızamıkçık doğum kusurlarına yolaç-maz, ama bebek ciddi hastalıklara yolaçabilen virüsle doğar. Bu bebeklerin çoğunda daha sonra şeker hastalığı ortaya çıkar.
Kızamıkçığa karşı en iyi savunma bağışıklanmadır. Kızamıkçık geçirmediyseniz, gebe kalmadan önce doktorunuza bağışıklanma ko­nusunda danışın.
Suçiçeği (varicella) gebe kadında ciddi bir hastalık olabilir. Zaman zaman bebek için de tehlikeli olabilir.
Hamilelik sırasında suçiçeği olursanız, virüs rahimdeyken ya da doğum sırasında gelişmek­te olan bebeğinizi de enfekte edebilir. Rahim­deki bebekte kabarcıklar çıkar. Doğuma kadar yeterli zaman varsa, kabarcıklar genellikle iyi­leşir ve bebek deri lekeleri olmadan doğar.
En büyük tehlike virüsün doğumdan he­men önce alınmasıdır. Bebek, virüse karşı anti­korlarınızı almadan önce doğarsa, hasta olabi­lir. Bebeğe hemen bağışıklık iğnesi yapılmaz­sa, bebek virüsün komplikasyonlarından ölebi­lir.
Toksoplazmozis, Toxoplasma gondii para-zitiyle temasa bağlı bir hastalıktır. Hastalık az pişmiş enfeksiyonlu et yenmesiyle ya da en­fekte olmuş kedi dışkısıyla temas yoluyla alınır ya da enfekte olmuş hamile bir kadından be­beğine geçebilir. Hamileyseniz, tahlil edilme­miş kedileri elinize almayın ve sepetlerini bo­şaltmayın.
Üreme çağındaki Amerikalı kadınların yüz­de 25 ilâ 45'i semptomlar görülmediği halde bu organizmayı taşımaktadır. Her 800 ilâ 1400 ge­belikte 1 ceninin toksoplazmozis taşıdığı tah­min edilmektedir. Toksoplazmozisin yolaçtığı şikayetler yorgunluk ve kas ağrısıdır. Kendinizi grip gibi hissedebilirsiniz. Bazı kadınlarda her­hangi bir şikayet görülmez. Gebeliğin başların­da bir toksoplazmozis testi yapılıp antikorları taşıdığınız saptanmadıysa hastalığın olduğu söylenemez. Annedeki enfeksiyon ilaçla tedavi edilebilir.
Enfeksiyonu gebeliğin başlarında alırsanız, düşük yapabilirsiniz.
Toksoplazmozisle doğan bebeklerin çoğu, enfekte olmanın belirtilerini hemen göster­mezler ama birçok doktor yine de tedavi öne­rir. Ayrıca, bebeklerin çoğu annenin enfeksiyo­nuna rağmen enfekte olmazlar. Enfekte olan­lardan çoğunda önemsiz şikayetler vardır. An­cak bir kaçında sonunda nörolojik sorunlar ve kısmi körlük ortaya çıkar. Bu bebeklerin küçük bir yüzdesi bu hastalıktan ölür.
Hamile bir kadında rahatsızlığa yolaçmaktan başka bir şey yapmaz gibi görünen bazı yaygın hastalıklar aslında, ceninin gelişimini et­kileyerek , onda ciddi sorunlara neden olabilir­ler.
Kızamıkçık (rubella) kaşıntılı bir kızartı ve ateşe neden olan bir virüsün yolaçtığı genel­likle hafif bir hastalıktır. Ancak virüs gebeliğin ilk 10 haftasında alınırsa, plasentayaya geçebi­lir ve cenini etkileyebilir. Erken gebelikte kıza­mıkçığa yakalanan kadınların doğurdukları be­beklerin yarısından fazlasında göz kataraktları, sağırlık, fıtık, kalp kusurları ve merkezi sinir sistemi hastalıkları görülür.Genital herpes, üreme organlarındaki ağrılı kabarcıklar olarak beliren, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Rahim boynunda ya da vajinanın üstünde, şikayete yolaçmayan kabarcıklar olabilir. Yenidoğanda, herpes, gözlerde ve mer­kezi sinir sisteminde ciddi hasara ya da ölüme yol açabilir.
Genital herpesin tedavisi yoktur, ilk atak­tan sonra bir ikincisi bir ay ya da yıllar sonra gerçekleşebilir. Bazı kadınlar virüsü taşırlar, ama herhangi bir şikayetleri olmaz.
Herpes olduğunuz saptanmışsa ya da virü­sün varlığından kuşkulanıyorsanız, doktorunu­za bunu söyleyin. Aktif lezyonların olup olma­dığını belirlemek için yapılabilen testler vardır.
Bebek için tehlikesinin genellikle, doğum kanalından aşağı inerken virüsü kapması oldu­ğu düşünülür. Bu nedenle, tahliller doğum yak­laştığında aktif herpesi gösteriyorsa, doktoru­nuz bebeği sezaryanla almak isteyecektir.
Hepatit B (mikobik sarılık) hepatit B virüsü­nün yol açtığı bir karaciğer enfeksiyonudur; AİDS virüsüne çok benzer bir şekilde bulaşır. Sizde bu virüs varsa, plasenta aracılığıyla ceni­ne geçebilir. Yeni doğmuş bebeğiniz sizinle te­mas yoluyla da enfekte olabilir.
Bu virüs karaciğer yetmezliğine neden ola­bilir. Erken doğum riski, hepatit B bulunan ka­dınlar arasında daha yüksektir.
Doktorunuz sizde hepatit B bulunduğun­dan kuşkulanıyorsa, virüse karşı varlığını teşhis etmek için kan tahlilleri yapar. Sizde hepatit B varsa, doğumdan sonra bebeği­nize virüse karşı antikorlar enjekte edilir.
Hepatit virüsü sütte de bulunabileceği için, hepatit B'nin bulunduğu bir anne bebeğini em-zirmemelidir.
B Grubu streptokoklar doğum sırasında bebeğe geçebilen bakterilerdir. Hamileliğin son üç ayında test edilen hamile kadınların yüzde 40 kadarı vajinasında bu bakterileri barındır­maktadır.
Birçok bebek bu bakterilerle doğmaktadır, ama yalnızca 1000'de 2 ya da 3'ünde enfeksi­yon olmaktadır.
B grubu streptokok enfeksiyonu olan bir bebekte genellikle doğumdan sonra 48 saat içinde şikayetler ortaya çıkar. Bunlar nefes al­ma sorunları ve şoku içerir. Bazen şikayetler ortaya çıktığında bebek bir haftalık olabilir, o zaman enfeksiyon genellikle menenjit olarak ortaya çıkar.
Frenginiz varsa, bazen farkedilmeden geçe­bileceği halde, üreme organlarınızda şankr de­nilen bir ya da daha fazla lezyon görebilirsiniz. Bunlar hastalığın alınmasından 10 ilâ 90 gün sonra ortaya çıkarlar.
6 hafta sonra bir kızarıklık farkedebilirsiniz.
İlk doğum Öncesi muayenenizde, frengi tahlilinden geçersiniz. Bu hastalık penisilinle kolayca tedavi edilebilir.
Doğumda, bebeğiniz test edilir. Bebekte frengi varsa, tedavi hemen başlatılır.
Belsoğukluğu da, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Antibiyotiklerle etkili bir şekilde te­davi edilebilir. Ancak, belsoğukluğunuz varsa ve doğum kanalına doğru inerse bebeğiniz de enfeksiyonu kapabilir.
Belsoğukluğu enfeksiyonu bebeğinizin göz­lerine zarar verebilir. Bu nedenle, tüm yenido-ğanlara doğumdan hemen sonra önleyici teda­vi uygulanır. Bu tedavi, bebeğin göz kapakları­nın altına antibiyotikli bir merhemin uygulan­masından ibarettir.
Bebeğin gözlerinde irin akıntısı olması belsoğukluğu olduğunun işareti olabilir. Bel­soğukluğunuz varsa, bebeğiniz penisilinle tedavi edilecektir
Cinsel yolla bulaşan başka bir hastalık olan klamidya enfeksiyonu yenidoğanda konjunk-tivite yol açabilir. Bu genellikle yaşamın ikinci haftasında ortaya çıkar. Antibiyotiklerle tedavi edildiğinde, uzun dönemli kötü etkileri olmaz.
Sitomegalovirüs,cenini en sık etkileyen virüstür; her yıl 2500 ilâ 7500 bebeğin bu virüs­le doğduğu tahmin edilmektedir. Yenidoğan döneminde ölüme ya da körlük, nöbet, anemi ve nörolojik bozukluklar gibi sayısız doğum kusuruna yol açabilir. Bazı kadınlar hamilelik sırasında virüsü rahimde ya da rahim boynun­da taşırlar, ama pek azı hastalığı bebeğine geçirir. Etkili tedavisi yoktur.
Papillom derideki siğiller olarak ortaya çıkar. Genellikle üreme organlarında görülen siğil tipine kondiiomata ya da zührevi siğiller denir. Bunlar, cinsel yolla geçerler, son derece bulaşıcı ve sıklıkla ağrılıdırlar, siğiller hamilelik sırasında daha hızlı gelişme eğilimindedirler. Genellikle, hamilelik sırasında tedavi etkili değildir. Nadiren, lokal bir ilacın uygulan­masının cenin için öldürücü olduğu ortaya çık­mıştır. Bazen siğiller, bebeğin doğum kanalın­dan geçişini engeleyerek, sezaryen ameliyatını gerekli kılacak kadar çok büyürler.
AİDS (edinilmiş bağışıklık yetersizliği send­romu) öldürücü bir hastalıktır. Hamile bir kadın enfekte olmuş bir erkekle cinsel birleşme, kan nakli ya da kirli iğnelerle ilaç enjeksiyonu (uyuşturucu bağımlılılarının sık sık yaptığı gibi) yoluyla enfekte olabilir ya da virüsü içeren meniyle suni dölleme sonucu kapabilir.
Bugüne kadar, AlDS'li olarak doğan bebek­lerin yüzde 70'inden fazlası damar içi uyuş­turucular kullanan anneler tarafından enfekte edilmiştir. Diğer bir büyük kısmı, eşleri damar içi uyuşturucu kullanıcıları olan annelerden doğmuştur ve birçoğu da partnerleri biseksüel olan kadınlardan doğmuştur.
Sizde AİDS varsa, hastalığı taşıdığınız bebeğe geçirebilirsiniz. AİDS'in tedavisi yoktur. Bu hastalıkla doğan bebekler genellikle birkaç yıldan fazla yaşamamaktadır. Bu nedenle, siz­de AİDS virüsü varsa, hamile kalmayın.
[More]
Gebelik Döneminde(Hamilelikte) Genel Rahatsızlıklar
Birçok kadının hamileliği ciddi tıbbi sorun­lar ya da hayati tehlikeler ortaya çıkmadan geçtiği halde, pek az kişi hiçbir rahatsızlığı ol­madan hamileliğini geçirmektedir. Mide bulan­tısı gibi sorunlar gebeliğin ilk haftalarında daha sık görülür ve genellikle üçüncü ayın sonunda ortadan kalkar. Kanama gibi diğer rahatsızlıklar hamileliğiniz ilerledikçe kötüleşebilir.
Sabah bulantısı, tüm hamile kadınların yak­laşık yarısının gebeliğin ilk 12 haftası boyunca yaşadıkları mide bulantısı ya da kusmayı ta­nımlamak için kullanılan terimdir. Sabah bu­lantısı sabahları daha kötü olma eğiliminde ol­duğu halde, bazı kadınlar gün boyu mide bu­lantısından şikayet etmektedirler.
Bazı kadınlarda neden mide bulantısı ve kusma olduğu anlaşılamamıştır. Bunun sorum­lusu hormona! değişiklikler olabilir. Sabah bu­lantısı kuşkusuz hoş değildir, ama nadiren teh­likeli olur.
Sabah bulantınız varsa, hiç bir şey yüzde yüz etkili olmadığı halde, mide bulantısı ve kusmayı asgariye indirmek için yapabileceğiniz bazı şeyler vardır. Birçok kadın mide bulantısı­nın mideleri boşken daha şiddetli olduğunu farkeder. Bu nedenle, gün boyunca birçok kez az miktarda yemek yemeye çalışırlar. Bazıları yataklarının baş ucunda krakerler bulundurur­lar ve sabah kalkmadan önce birkaç kraker atıştırmanın iyi geldiğini söylerler.
Bazı gıdaların kokusunun midenizi bulan­dırdığını farkedebilirsiniz. Böyle bir durumda, o gıdadan kaçının. Mide bulantısı hissediyorsanız, hafif bir diyeti benimseyin, baharatlı, yağlı ve kızartılmış yemeklerden kaçının.
Özellikle kusuyorsanız bol bol sıvı için. Nor­mal su midenizi rahatsız ediyorsa, meyva suyu ya da gazozları deneyin.
Bazı ilaçlar sorunu ortadan kaldırmada et­kilidirler. Ancak birçok doktor, sorun çok va­him değilse mide bulantısı için ilaç vermek is­tememektedir.
Ancak zaman zaman kusma, hamile bir ka­dının su kaybetmesine yol açacak kadar Kabızlık hamilelikte yaygın bir sorundur. Genelde kabızlık çekiyorsanız, hamilelikte so­runun ağırlaştığını farkedebilirsiniz. Bunun ne­deni muhtemelen, barsak kasılmalarının ve ge­nişleyen rahmin yolaçtığı basınç nedeniyle barsağın içindekileri çıkarma kabiliyetinin azal­masıdır.
Sorunu hafifletmek için yapabileceğiniz şeyler vardır. Bol bol sıvı için, her gün egzersiz yapın ve diyetinizin çeşitli meyva {özellikle ku­ru erik çok yararlıdır), sebze ve az işlenmiş buğday ve kepek gibi tahılları içermesine dik­kat edin. Psyllium (reçetesiz satılmaktadır) içe­ren hacim oluşturucular yararlı olabilir.
Doktorunuza danışmadan müshil almayın.
Göğsünüzün ortasında yanma hissi ve ba­zen ağzınızda kötü tada neden olan mide yan­ması, mide asidinin yemek borusunun alt kıs­mına doğru yükselmesinin sonucudur.
Mideyi yemek borusundan ayıran kas gev­şeyip, mide sularının yukarı giderek yemek borusunu tahriş etmelerine olanak sağladığı zaman, bu sorun hamile kadınların hemen he­men yarısında ortaya çıkmaktadır. Hamilelik ilerledikçe kötüleşir, çünkü midenin yeri ge­nişleyen rahmin baskısıyla değişir, bu da için-dekilerinin boşaltılmasını geciktirir.
Mide yanması sözkonusuysa, sık sık ve az miktarlarda yemek yiyin, bu, fazla asiti almak üzere gıdaların midenizde kalmasını sağlar. Yavaş yavaş yiyin ve yağlı gıdalardan kaçının. Normal veya kafeinsiz kahve mide yanmasını şiddetlendirebilir. Mide yanması düz yattığınız­da genellikle kötüleştiği için, doktorunuz yata­ğınızın başı 10-15 cm yüksek olacak şekilde uyumanızı öğütleyebilir. Ayrıca yatmadan ön­ceki 2 ya da 3 saat yemek yemekten kaçının.
Bu uygulamalar yararlı olmazsa, doktoru­nuza başvurun; size bir antasit önerebilir.
Sırt ağrısı hamilelikte sık görülür.
Sırt ağrısı genellikle yorgun olduğunuzda, çok eğilip kalktığınızda ya da çok fazla yürüdü­ğünüzde olur.
Hamileyken, bağlarınız daha esnektir, ki bu bebeğinizin doğumu sırasında pelvisin genişle­mesini sağlar. Olumsuz etkisi ise eklemlerinizin gerilme ve zedelenmeye.^aha açık olmasıdır. Hamilelik sırasında, denge merkeziniz değiştiği için, duruşunuz da değişir, ve zaten zedelen­meye açık olan belkemiğinize daha fazla yük biner.
Ağrı genellikle sırtın alt kısmındadır. Bazı kadınlarda siyatik (bacaklara yayılan ağrı) orta­ya çıkar. Genişleyen rahmin karın bağlarını ger­mesi nedeniyle, kadınların çoğunda karın ağrısı da olur; yuvarlak bağ ağrısı denilen bu rahat-
sızlık ikinci üç ayda genellikle daha ağırdır.
Tavsiye edilenden daha fazla kilo almama­ya çalışın, çünkü ağırlık sırtınızdaki yükü artırır. Sırt ağrısı, yük mümkün olduğu kadar azaltıla­rak rahatlatılabilir. Bazen bir gebelik kuşağı ya­rarlı olabilir. Doktorunuz ağrıyı azaltmak için egzersizler de önerebilir. Ağrı çoksa, doktoru­nuz önemli bir sorun olup olmadığını anlamak için ortopedik bir muayene önerebilir.
Varisler hamilelik ilerledikçe genellikle kö­tüleşir ve uzun süreler ayakta kalan kadınlarda ve daha yaşlı annelerde daha da belirginleşir. Kalıtım da variste rol oynar.
Tüm hamile kadınların yüzde 20'sinde varis vardır. Rahatsızlık daha önce ortaya çıkma eği­limindedir ve her hamilelikte daha belirgin ha­le gelir.
Hamile olduğunuzda, kan damarlarınız, be­beğinizin ihtiyaçlarını karşılamak için dana yüksek kan hacmini alabilir olmalıdır. Rahminiz genişler ve bacak toplardamarlarından pelvise kan akışı azalır. Bu bileşim, bacaklarınızdaki toplardamarların şişmesine ve rahatsızlık, hat­ta acı vermelerine neden olur.
Varisiniz varsa, ayaklarınızı elden geldiği kadar dinlendirin (ve yukarı kaldırın). Bacakları­nızın ya da belinizin çevresini sıkan giysiler giy­meyin. Varis çorabı ağrıyı ve şişmeyi rahatlata­bilir. Birçok doktor, sabah ilk iş olarak varis ço­rabınızı giymenizi ve yatağa gidene kadar çı­karmamanızı önerir.
Varisli damarları tedavi etmeye yönelik cerrahi müdahale hamilelik sırasında genellikle önerilmez. Sorun pek seyrek olarak bunu ge­rekli kılacak kadar ciddidir.
Hemoroidler.(basur) anüs girişindeki top­lardamarlar basınç nedeniyle genişledikleri za­man ortaya çıkar. Büyük abdestinizi yaparken zorlandığınız zaman, toplardamarlar anüsten çıkıntı yapabilir ve ağrı ve kaşıntıya yol açabi­lirler. Genel olarak, hamilelik sırasında kötüle-şirler ve sık sık kabızlıkla birlikte ortaya çıkar­lar.
Önleme en iyi tedavi yoludur. Kabız olmak­tan ve tuvalette zorlanmaktan kaçının.Bir barsak hareketi sırasında ağrı duyarsa­nız ve rektumunuzun yakınında şişkin bir kütle hissederseniz, muhtemelen hemoroidiniz var­dır. Rahatsızlığı azaltmak için, sık sık sıcak ban­yo yapın. Hemoroidli bölgeye soğuk bir tam­pon uygulamak da yararlı olabilir.
Hamileliğin son aylarında uyku sorunları da ortaya çıkabilir. Sık sık idrara çıkma ihtiyacı da uyku sorununa katkıda bulunur; bebeğini­zin hareketleri de sizi uykusuz bırakabilir. Bazı kadınlar ise yalnızca uykularının kaçtığını dü­şünmektedirler.
Gecenin yarısında kendinizi tavana bakar­ken bulursanız ne yapmalısınız?
Sizi uyanık tutabilen kafein içeren kahve, çay ya da koladan kaçının. Yatmadan hemen önce aşırı yemekten kaçının.
Bazı doktorlar yorulmanız ve uyuyabilme-niz için biraz daha fazla egzersizi önermekte­dirler. Bazı hamile kadınlarda sıcak bir banyo yararlı olabilir. Hiçbir şey yararlı olmazsa, kal­kın, bir kitap okuyun ya da evişleri yapın. Daha geç uyumayı deneyin.
Uykusuzluk ağırlaşırsa, doktorunuza başvu­run. Bu durumda bazı doktorlar uyku hapları önermektedirler. Ancak, doktorunuz önerme-dikçe herhangi bir ilaç almayın.
Hemoglobininiz kanda oksijen taşıyan bir protein yeterli bir miktarın altına düşünce ane­mi (kansızlık) ortaya çıkar. Hamilelik sırasında hemoglobin miktarında küçük bir düşüş nor­maldir.
Genellikle, hamilelikteki anemi bir demir ya da folik asit yetersizliğine bağlıdır.
Hafif aneminiz varsa, hiçbir semptom gö­rülmeyebilir ve durum tesadüfen rutin bir kan testinde teşhis edilebilir. Daha ciddi anemide, semptomlar arasında yorgunluk, soluksuziuk, bayılma, çarpıntı ve solgunluk bulunur.
Bu kısımda tartışılan diğer sorunların ter­sine anemi hem anne hem de çocuk için riskli olabilir. Kanama olduğu zaman, anemiîi anne, yeterli hemoglobini olan anneye göre kan kay­bıyla daha zor başeder.
Çoğu doktor anemiyi önlemek için demir ve folik asit ilaveleri önermektedir. Karaciğer, yumurta, kuru meyva, işlenmemiş tahıl ve sığır etinde bulunan demir açısından zengin bir diyetle aneminin önlenmesine katkıda bulunabilirsiniz. Yeşil sebzeler iyi bir folik asit kaynağıdırlar.
Anemi olursanız, doktorunuz, hangi tip aneminin sözkonusu olduğunu belirler ve uy­gun tedaviyi uygular. Genellikle, bu tedavi demir ve folik asit ilavelerini içerir. (Ayrıca bkz. Anemiler)
Vücut dokularında biriken sıvı nedeniyle, hamilelik sırasında ödem (şişme) görülür.
Hamilelik sırasında aldığınız kilonun yak­laşık dörtte biri, alt bacaklar, ayaklar ve eller dahil olmak üzere vücudun çeşitli kısımlarında toplanma eğiliminde olan sıvıdan oluşur.
Uzun süre ayakta kaldıktan sonra bacak­larınızda ayak bileklerinizde ve ayaklarınızda şişme farkedebilirsiniz. Sorun genellikle günün sonunda ve sıcak havada daha da artar, çoğu
kadında bir gecelik dinlenmeden sonra bacak­lar ve ayaklar normal boyutlarına ulaşırlar.
Parmaklar da çok sık şişen yerlerden biridir. Sabah kalktığınızda parmaklarınız bir düğme ilikleyemeyecek kadar sertleşmiş ya da şişmiş olabilir. Soğuk su kompresi şişkin­liğin azaltılmasına yardımcı olur.
Bazı kadınlar yüzlerinin şiştiğini far-kedebilirler. Yüzünüz, özellikle gözlerinizin çev­resi, çok fazla şişerse, bu ciddi bir tıbbi sorun olan tokseminin bir belirtisi olabilir . Hemen doktorunuzu arayın.
Diüretikleri ancak doktorunuzun talimatıyla kullanın. Genellikle düşük tuzlu bir diyet yararlı olacaktır. Öğleden sonra uzanmak ve bacak­larınızı kaldırmak, bacaklarınızdaki şişmeyi azaltabilir.
[More]