erken gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erken gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Son aşama
Bebeğe yukarıda anlatılan işlemler uy-gulanı'rkcn. anne, doğum yatağında doğumun son aşamasını yani artık hiç bir görevi kalmayan çocuk sonunun dı­şarı atılmasını beklemektedir. Dölyatağı birkaç hafif kasılma daha yaparak bunu da dışarı atar.
Bundan sonra, annenin genel bir titre­me geçirmesi normaldir; bu endişe ya­ratmamalıdır. Bu titreme, çocuk sonu­nun dışarı çıkması sırasında, amnios ke-sesindeki sıvıdan bir miktarının, anne­nin kanına karışması sonucu meydana gelir. Doktor, çocuk sonunun tamamen dışarı atıldığı, hiç bir yangılanma olası­lığı kalmadığı kanısına varıp gerekli son işlemleri tamamlayınca kadın doğum-haneden çıkarılıp yeniden yatağına gö­türülür.
Harcadığı büyük çaba nedeniyle anne öylesine yorgundur ki, aylardır karnında taşıdığı çocuğunu dünyaya getirmenin mutluluğunu bile tadacak hali yoktur. Kendini dinlenmeye bırakır.
[More]
Gebeliğin dokuzuncu ayında çocuk çok büyümüştür; artık dölyatağı boşluğunda rahat hareket edemez. Kıpırdanışları azalır, hareketleri eski canlılığını kaybe­der. Kafası dölyatağı ağzına doğru sar­karak ,çıkışa hazır duruma gelir. Bu arada dölyatağının alt bölümü de dört beş santimetre kadar alçalmış ve böylece anne biraz rahatlayarak daha kolay soluk alabilme olanağını bulmuş­tur. Yine bu sıralarda progesteron hor­monu üretimindeki yeni ayarlama dola-yısıyle annenin genel dengesi değişim geçirmektedir.
Kısacası, organizma herşeyi ile doğuma hazırlanmaktadır. Dölyatağı çocuk çı­karken karşı karşıya kalacağı kasılmala­ra hazırlanıyormuşçasına, ya da bu ka­sılmaların denemesini yapıyormuşcası-na sertleşir. Dölyatağı çevresinde olu­şan bu sertlikler anneye acıdan çok ge­nel bir rahatsızlık verir. Hatta bu durum yürüyüşler sırasında be­lirginleştiğinden kadını bir süre durmak zorunda bırakır. Bazen, anne, böbrekle­rinde ve karnında, âdet görme zamanın­daki ağrılara benzeyen şiddetli kramplar duyar. Ancak bunlar geçicidir. Doğumdan yirmi dört saat önce, içinde kan damlacıkları bulunan bir akıntı gel-
meye başlar. Bu akıntı, dölyatağının çı­kış deliğini örtmekte olan bir çeşit tıpa­nın ilk kasılma hareketlerinin etkisi ile yerinden oynayarak dışarıya atılması bi­çiminde yorumlanabilir. Bu anlatılanla­rın doğumun başlangıcı olmayıp, sade­ce ön belirtileri olduğunu annenin çok iyi bilmesi ve gereksiz telâş ve şaşkınlı­ğa kapıimaması gerekir. Kadının doğum­dan önce ve doğum sırasında çok sakin ve rahat olması doğumun rahat geçmesi için gerçekten çok önemlidir.
[More]
Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları
temi kusurları gibi gelişimler vardır.
Gebeliğin daha sonraki dönemlerinde alın­dığında kızamıkçık doğum kusurlarına yolaç-maz, ama bebek ciddi hastalıklara yolaçabilen virüsle doğar. Bu bebeklerin çoğunda daha sonra şeker hastalığı ortaya çıkar.
Kızamıkçığa karşı en iyi savunma bağışıklanmadır. Kızamıkçık geçirmediyseniz, gebe kalmadan önce doktorunuza bağışıklanma ko­nusunda danışın.
Suçiçeği (varicella) gebe kadında ciddi bir hastalık olabilir. Zaman zaman bebek için de tehlikeli olabilir.
Hamilelik sırasında suçiçeği olursanız, virüs rahimdeyken ya da doğum sırasında gelişmek­te olan bebeğinizi de enfekte edebilir. Rahim­deki bebekte kabarcıklar çıkar. Doğuma kadar yeterli zaman varsa, kabarcıklar genellikle iyi­leşir ve bebek deri lekeleri olmadan doğar.
En büyük tehlike virüsün doğumdan he­men önce alınmasıdır. Bebek, virüse karşı anti­korlarınızı almadan önce doğarsa, hasta olabi­lir. Bebeğe hemen bağışıklık iğnesi yapılmaz­sa, bebek virüsün komplikasyonlarından ölebi­lir.
Toksoplazmozis, Toxoplasma gondii para-zitiyle temasa bağlı bir hastalıktır. Hastalık az pişmiş enfeksiyonlu et yenmesiyle ya da en­fekte olmuş kedi dışkısıyla temas yoluyla alınır ya da enfekte olmuş hamile bir kadından be­beğine geçebilir. Hamileyseniz, tahlil edilme­miş kedileri elinize almayın ve sepetlerini bo­şaltmayın.
Üreme çağındaki Amerikalı kadınların yüz­de 25 ilâ 45'i semptomlar görülmediği halde bu organizmayı taşımaktadır. Her 800 ilâ 1400 ge­belikte 1 ceninin toksoplazmozis taşıdığı tah­min edilmektedir. Toksoplazmozisin yolaçtığı şikayetler yorgunluk ve kas ağrısıdır. Kendinizi grip gibi hissedebilirsiniz. Bazı kadınlarda her­hangi bir şikayet görülmez. Gebeliğin başların­da bir toksoplazmozis testi yapılıp antikorları taşıdığınız saptanmadıysa hastalığın olduğu söylenemez. Annedeki enfeksiyon ilaçla tedavi edilebilir.
Enfeksiyonu gebeliğin başlarında alırsanız, düşük yapabilirsiniz.
Toksoplazmozisle doğan bebeklerin çoğu, enfekte olmanın belirtilerini hemen göster­mezler ama birçok doktor yine de tedavi öne­rir. Ayrıca, bebeklerin çoğu annenin enfeksiyo­nuna rağmen enfekte olmazlar. Enfekte olan­lardan çoğunda önemsiz şikayetler vardır. An­cak bir kaçında sonunda nörolojik sorunlar ve kısmi körlük ortaya çıkar. Bu bebeklerin küçük bir yüzdesi bu hastalıktan ölür.
Hamile bir kadında rahatsızlığa yolaçmaktan başka bir şey yapmaz gibi görünen bazı yaygın hastalıklar aslında, ceninin gelişimini et­kileyerek , onda ciddi sorunlara neden olabilir­ler.
Kızamıkçık (rubella) kaşıntılı bir kızartı ve ateşe neden olan bir virüsün yolaçtığı genel­likle hafif bir hastalıktır. Ancak virüs gebeliğin ilk 10 haftasında alınırsa, plasentayaya geçebi­lir ve cenini etkileyebilir. Erken gebelikte kıza­mıkçığa yakalanan kadınların doğurdukları be­beklerin yarısından fazlasında göz kataraktları, sağırlık, fıtık, kalp kusurları ve merkezi sinir sistemi hastalıkları görülür.Genital herpes, üreme organlarındaki ağrılı kabarcıklar olarak beliren, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Rahim boynunda ya da vajinanın üstünde, şikayete yolaçmayan kabarcıklar olabilir. Yenidoğanda, herpes, gözlerde ve mer­kezi sinir sisteminde ciddi hasara ya da ölüme yol açabilir.
Genital herpesin tedavisi yoktur, ilk atak­tan sonra bir ikincisi bir ay ya da yıllar sonra gerçekleşebilir. Bazı kadınlar virüsü taşırlar, ama herhangi bir şikayetleri olmaz.
Herpes olduğunuz saptanmışsa ya da virü­sün varlığından kuşkulanıyorsanız, doktorunu­za bunu söyleyin. Aktif lezyonların olup olma­dığını belirlemek için yapılabilen testler vardır.
Bebek için tehlikesinin genellikle, doğum kanalından aşağı inerken virüsü kapması oldu­ğu düşünülür. Bu nedenle, tahliller doğum yak­laştığında aktif herpesi gösteriyorsa, doktoru­nuz bebeği sezaryanla almak isteyecektir.
Hepatit B (mikobik sarılık) hepatit B virüsü­nün yol açtığı bir karaciğer enfeksiyonudur; AİDS virüsüne çok benzer bir şekilde bulaşır. Sizde bu virüs varsa, plasenta aracılığıyla ceni­ne geçebilir. Yeni doğmuş bebeğiniz sizinle te­mas yoluyla da enfekte olabilir.
Bu virüs karaciğer yetmezliğine neden ola­bilir. Erken doğum riski, hepatit B bulunan ka­dınlar arasında daha yüksektir.
Doktorunuz sizde hepatit B bulunduğun­dan kuşkulanıyorsa, virüse karşı varlığını teşhis etmek için kan tahlilleri yapar. Sizde hepatit B varsa, doğumdan sonra bebeği­nize virüse karşı antikorlar enjekte edilir.
Hepatit virüsü sütte de bulunabileceği için, hepatit B'nin bulunduğu bir anne bebeğini em-zirmemelidir.
B Grubu streptokoklar doğum sırasında bebeğe geçebilen bakterilerdir. Hamileliğin son üç ayında test edilen hamile kadınların yüzde 40 kadarı vajinasında bu bakterileri barındır­maktadır.
Birçok bebek bu bakterilerle doğmaktadır, ama yalnızca 1000'de 2 ya da 3'ünde enfeksi­yon olmaktadır.
B grubu streptokok enfeksiyonu olan bir bebekte genellikle doğumdan sonra 48 saat içinde şikayetler ortaya çıkar. Bunlar nefes al­ma sorunları ve şoku içerir. Bazen şikayetler ortaya çıktığında bebek bir haftalık olabilir, o zaman enfeksiyon genellikle menenjit olarak ortaya çıkar.
Frenginiz varsa, bazen farkedilmeden geçe­bileceği halde, üreme organlarınızda şankr de­nilen bir ya da daha fazla lezyon görebilirsiniz. Bunlar hastalığın alınmasından 10 ilâ 90 gün sonra ortaya çıkarlar.
6 hafta sonra bir kızarıklık farkedebilirsiniz.
İlk doğum Öncesi muayenenizde, frengi tahlilinden geçersiniz. Bu hastalık penisilinle kolayca tedavi edilebilir.
Doğumda, bebeğiniz test edilir. Bebekte frengi varsa, tedavi hemen başlatılır.
Belsoğukluğu da, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Antibiyotiklerle etkili bir şekilde te­davi edilebilir. Ancak, belsoğukluğunuz varsa ve doğum kanalına doğru inerse bebeğiniz de enfeksiyonu kapabilir.
Belsoğukluğu enfeksiyonu bebeğinizin göz­lerine zarar verebilir. Bu nedenle, tüm yenido-ğanlara doğumdan hemen sonra önleyici teda­vi uygulanır. Bu tedavi, bebeğin göz kapakları­nın altına antibiyotikli bir merhemin uygulan­masından ibarettir.
Bebeğin gözlerinde irin akıntısı olması belsoğukluğu olduğunun işareti olabilir. Bel­soğukluğunuz varsa, bebeğiniz penisilinle tedavi edilecektir
Cinsel yolla bulaşan başka bir hastalık olan klamidya enfeksiyonu yenidoğanda konjunk-tivite yol açabilir. Bu genellikle yaşamın ikinci haftasında ortaya çıkar. Antibiyotiklerle tedavi edildiğinde, uzun dönemli kötü etkileri olmaz.
Sitomegalovirüs,cenini en sık etkileyen virüstür; her yıl 2500 ilâ 7500 bebeğin bu virüs­le doğduğu tahmin edilmektedir. Yenidoğan döneminde ölüme ya da körlük, nöbet, anemi ve nörolojik bozukluklar gibi sayısız doğum kusuruna yol açabilir. Bazı kadınlar hamilelik sırasında virüsü rahimde ya da rahim boynun­da taşırlar, ama pek azı hastalığı bebeğine geçirir. Etkili tedavisi yoktur.
Papillom derideki siğiller olarak ortaya çıkar. Genellikle üreme organlarında görülen siğil tipine kondiiomata ya da zührevi siğiller denir. Bunlar, cinsel yolla geçerler, son derece bulaşıcı ve sıklıkla ağrılıdırlar, siğiller hamilelik sırasında daha hızlı gelişme eğilimindedirler. Genellikle, hamilelik sırasında tedavi etkili değildir. Nadiren, lokal bir ilacın uygulan­masının cenin için öldürücü olduğu ortaya çık­mıştır. Bazen siğiller, bebeğin doğum kanalın­dan geçişini engeleyerek, sezaryen ameliyatını gerekli kılacak kadar çok büyürler.
AİDS (edinilmiş bağışıklık yetersizliği send­romu) öldürücü bir hastalıktır. Hamile bir kadın enfekte olmuş bir erkekle cinsel birleşme, kan nakli ya da kirli iğnelerle ilaç enjeksiyonu (uyuşturucu bağımlılılarının sık sık yaptığı gibi) yoluyla enfekte olabilir ya da virüsü içeren meniyle suni dölleme sonucu kapabilir.
Bugüne kadar, AlDS'li olarak doğan bebek­lerin yüzde 70'inden fazlası damar içi uyuş­turucular kullanan anneler tarafından enfekte edilmiştir. Diğer bir büyük kısmı, eşleri damar içi uyuşturucu kullanıcıları olan annelerden doğmuştur ve birçoğu da partnerleri biseksüel olan kadınlardan doğmuştur.
Sizde AİDS varsa, hastalığı taşıdığınız bebeğe geçirebilirsiniz. AİDS'in tedavisi yoktur. Bu hastalıkla doğan bebekler genellikle birkaç yıldan fazla yaşamamaktadır. Bu nedenle, siz­de AİDS virüsü varsa, hamile kalmayın.
[More]