Ruh ve Sinir Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ruh ve Sinir Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ZİHİN BULANIKLIĞI

Zihinsel bulanıklığı olan çocuklar saçma sapan konuşurlar, dalgın ve huzursuzdurlar. Olmayan şeyleri görüp işittiklerini sanırlar. Bu belirtiler üzerinde önemle durulması ve doktora başvurulmasını gerektirir.

Daha önce iyi olan bir çocuk başından aldığı bir darbe sonunda dalgınlaşma bunun nedeni yavaş yavaş oluşan bir iç beyin kanamasının beyin içi basıncını artırması olabilir.
Menenjit

Tedavi

Çocuğunuz, beyninde ya da kafatasındaki tahribatın yeri ve yoğunluğunun anlaşılması için hastaneye kaldırılır. Orada kendisine kafatası röntgeni ve BBT testleri yapılacaktır. Ameliyat gerekebilir.

BBT BBT (Bilgisayarlı beyin tomografisi) teşhise geniş çapta yardımcı olabilen ve acı vermeyen bir işlemdir. Klasik röntgen metotlarına, benzemeyen BBT sayesinde, kan pıhtıları ve tümörler gibi yumuşak dokular da görülür. Bu işlem, vücudun etrafında dolaştırılan ve yüzlerce röntgen ışmı yayınlayan kamera aracılığıyla gerçekleştirilir. “Elde edilen veriler bir bilgisayar aracılığıyla incelenir ve alanın seri resimleri alınarak incelenir.

Baş BBT’si BBT ‘yi yaptırmak için çocuk başı makinanın içinde olarak bir masaya yatırılır. Resimlerin bulanık çıkması için kendisinden kıpırdamaması istenir.

Virüs veya bakteriyal bir enfeksiyonun neden olduğu beyin zarı iltihaplanmasıdır.

Tedavisi

Kesin bir teşhis konulabilmesi için çocuğunuz, büyük bir olasılıkla omurilik sıvısından örnek alınması için bir hastaneye kaldırılacaktır. Serum ve bakteriyal enfeksiyon için antibiyotik verilecektir.

Göz seviyesinde BBT

Kafanın üstü yukarıda kalacak şekilde yapılır. Beyaz kısımlar kemik, gri kısımlar doku ve siyah kısımlar hava boşluğudur.

Başın üst kesitine uygulanan BBT

Solda başm üst kesitinden alınan BBT’de hastanın durumu görünüyor. Ortadaki gri kısım beyindir.

Doktor çocuğunuzun kulaklarına özel bir itina göstererek muayene edecek ve sizden genel gelişmesini öğrenecektir. Çocuğunuzun geç konuşmasının belirli bir sebebi bulunamazsa, doktor çocuğun kendiliğinden konuşmaya başlamasını beklemenizi, bu arada büyüklerin ve çocukların konuşmalarını bol bol dinlemesi imkanını yaratmanızı isteyecektir. Sağırlıktan şüphelenirse, diğer işitme testlerinin yapılabilmesi için çocuğunuzu bir uzmana gönderir. iyi anlaşılmayan konuşmalar sağırlık belirtisi olabilir. Doktora başvurun. Tedavi

Doktor bir ön işitme testi uygulayacak ve çocuğunuzun kulaklarını muayene edecektir, Sağırlıktan şüphe ederse diğer test ve tedavilerin yapılabilmesi için çocuğunuzu bir uzmana gönderir.

Kelimeleri telaffuz ederken bir zorluk çekmiyorsa, konuşmak istemeyişinin sebebi konuşma mekanizmasındaki bir bozukluk veya sağırlık olamaz. Uzman bir doktora danışın.

Küçük çocukların çoğu konuşmada bir çekinme dönemi geçirirler. Bunun nedeni; heyecanlandıkları zaman beyinlerinin konuşabildiklerinden daha hızlı çalışmasıdır. Normal bir durum olup, hemen hemen her çocuk bu devreyi geçirir.

Ne yapmalısınız?

Kelimelerin sonunu onun yerine getirerek ona yardımcı olmaya çalışmayın. Bu kekemeliğine dikkat çekmek olur ve kekeleme süresini uzatabilir.

Küçükken geç konuşma özelliği gösteren çocuklarda büyüme yıllarında kekeleme görülebilir. Bu durum endişe duygusu ve heyecanlanma halinde daha da kötüleşır. Doktora başvurun.

Tedavi

Doktor çocuğunuzu tedaviye alabilir. Küçük yaşta tedavi gören çocuklar genellikle bu güçlüklerini yenerler.

[More]

Elektrikli Mesaj Servisi Kafatası sinirleri (12 çift) hem otonom tepkilerin bir kısmım hem de başımızı ve buradaki duyu organlarını kontrol eder.
Otonom Sinir Sistemi
Otonom sinir sistemi vücudumuzun iç ortamını kontrol eder. İç organlarımızdan gelen bilgileri alır ve bu organların faaliyetlerini düzenler.
Somatik Sinir SistemiSomatik sinir sistemi vücudumuzun dış çevreyle ilişkisini kontrol eder. Dışarıdan gelen bilgileri alır ve iradi hareketlerimizi yönetir.
Sinir Sistemi
Sinir sistemi yalnız vücudumuzun bütün duyum ve hareketlerini değil, aynı zamanda düşüncelerimizi, hislerimizi ve hafızamızı da kontrol eder.

Karmaşık bir sinir ağı, beynimizin elektrikli sinyaller aracılığıyla vücudumuzun diğer kısımlarıyla sürekli olarak haberleşmesini sağlar. Sinir sistemimiz her an vücudun içinden ve dışından bilgi toplamakla meşguldür. Bir yandan da bu bilgileri türlerine göre ayırıp, kimini ileride kullanmak üzere depolamakta, kimini de hemen işleme koyup, kaslarımıza ve iç organlarımıza bu doğrultuda mesajlar göndermektedir.

Mesala siz bu sayfayı okurken, beyniniz (hem de saniyenin binde biri kadar bir zamanda ve büyük bir beceriyle) bir sürü değişik işlem gerçekleştiriyor: Bir yandan, beyninizin yönetimi altında, bu işle görevli kaslar gözlerinizin soldan sağa, sağdan sola hareket etmesini sağlıyor. Böylelikle gözlerinizden beyninize sürekli bir bilgi akışı gerçekleşiyor. Beyniniz her bir harfi değerlendirip, kelimeler ve cümleler halinde tasnif ediyor. Bu bilgilerden bir kısmını hafızada depolamaya başlıyor. Ayrıca, yeni bilgileri daha kolay anlayabilmek için, hafızada depolanmış eski bilgilerden bir kısmım da yeniden devreye sokuyor.

Aynı anda, sinir sisteminiz bir sürü iskelet kasının sizi oturur pozisyonda tutmasını sağlıyor. Daha başka birtakım kaslar da yaklaşık olarak dakikada 25 kere gözlerinizi kırpmanıza yardımcı oluyor.

öte yandan, sinir sisteminiz, iç organlarınızdan gelen mesajları da değerlendiriyor ve bu mesajlar doğrultusunda kalp ritmini, kan basıncını, nefes alma sıklığını, vücut sıcaklığını, besinlerin sindirilmesini ve daha pek çok faaliyeti yönlendiriyor. Sinir sisteminiz sayesinde, yorgun olduğunuzu anlıyor veya yemeğin pişmekte olduğunu hissediyorsunuz. Beyniniz, nerede olduğunuzu, saatin kaç olduğunu biliyor, aç olup olmadığınıza karar veriyor. Ve bütün bunlar sinir sisteminizin şu anda yapmakta olduğu işlerin ancak küçük bir bölümünü oluşturuyor.

Sinir Sistemimizin Parçaları

Merkezi sinir sistemimiz beynimizden ve omuriliğimizden meydana gelmektedir. Beynimiz asıl beyin, beyincik ve beyin sapını kapsar . Omurilik, beyinle vücudun alt bölümleri arasında gidip gelen mesajları taşır.

Dış sinir sistemimiz beyinden çıkan kafatası sinirleri ile omurilikten çıkan omurilik sinirlerinden oluşur. Dış sinirlerin çoğunda iki ayrı tür lif bulunmaktadır. Duyu lifleri derimizden, kaslarımızdan ve mesela göz gibi özel duyu organlarından gelen mesajları merkezi sinir sistemine ulaştırır. Motor liflerse merkezi sinir sisteminin emirlerini iskelet kaslarına taşır. Bu sistem, vücudumuzun dış düzeyle ilişkisini kontrol eden somatik sinir sistemidir.

Dış sinirlerimizin bir bölümünde iç organlarımızla veya dolaşım, sindirim, solunum ve üreme sistemlerinin salgı bezleriyle bağlantı sağlayan lifler de bulunur. Bu sinir lifleri otonom sinir sistemine dahildir. “Otonom” teri” mi iradi olmayan, yani bilincimiz dışında gerçekleştirilen faaliyetleri anlatır.

Otonom sinir sistemimizin kontrol merkezi beyin sapı ile beynin derinlerinde (hipotalamusda) bulunur. Bu sisteme dahil sinirler sempatik ve parasempatik sinirler şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Her iki tür sinir de salgı sistemimizin hormonlarıyla işbirliği içinde çalışır.

Beynimizi Kullanmak

Beynimizde milyarlarca nöron (sinir hücresi) vardır. Tabii bu kadar çok nöron arasında da neredeyse sınırsız sayıda bağlantı kurmak mümkündür. Yeni bir beceri edindiğiniz zaman, nöronlarınızı yeni bir bağlantıya sevk etmiş olursunuz. Yeni fikirler de yeni bağlantılardan doğar.

Vücudumuz yeni nöronlar üretemez, fakat sahip olduğumuz nöronlar arasında yeni bağlantılar kurmak elimizdedir. Beynimizi ne kadar çok kullanırsak, kapasitesi de o kadar artacaktır.

Sinirlerimiz

Sinir sistemimizin temel hücreleri nöronlardır. Nöronların elektrik sinyallerini taşımak ve iletmek gibi özel bir kabiliyeti bulunur.

İnsan vücudunda 10 milyar ile 100 milyar arasında nöron bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu nöronların büyük bölümü beyinde yer alır. Doğumdan önce büyük bir hızla (dakikada 250.000 kadar) oluşan nöronların üremesi doğumdan sonra tamamen durur. Hasar gören nöronlar bir ölçüde kendilerini tamir edebilirler, fakat ölen nöronların yerine yenisi gelmez.

Nöron, bir hücre gövdesiyle bu gövdeden uzanan bir akson ve bir sürü sinir lifinden ibarettir. Epeyce kısa olan sinir lifleri duyu alıcılarından ve diğer nöronların aksonlarından gelen elektrik sinyallerini hücre gövdesine iletirler. Uzun bir lif olan akson ise hücre gövdesinden gelen sinyali kaslara, salgı bezlerine ve diğer nöronların sinir liflerine iletmekle görevlidir.

Bilhassa beyindekiler olmak üzere, bazı nöronlar çok küçüktür. Bazılarıysa aksonlarının uzunluğu sayesinde vücudumuzdaki en uzun hücreler arasında yer alırlar. Omuriliğimizin alt bölümünden ayak parmaklarımıza kadar uzanan nöronların boyu 1.3 metreyi bulabilmektedir.

Sinir liflerinden bazıları miyelin adı verilen yağlı bir malzemeyle örülmüş bir kılıfla kaplıdır. Miyelin, nöronların etrafındaki özel hücrelerden oluşur. Elektrik sinyalleri nöron kılıflanndaki boşluklardan “atlayarak” geçer. Miyelinle kaplı lifler elektrik dürtülerini kılıfsız liflere nazaran çok daha hızlı taşıyabilmektedir. Miyelinle kaplı en kalın lifler dürtüleri saniyede 150 metre gibi bir hızla iletebilirler. Kılıfsız liflerin hızı ise saniyede ancak bir metre kadardır.

Nöronlar birbirleriyle doğrudan temas içinde değildir. Kimyasal bir işlem nöronlar arasında mesaj alışverişini mümkün kılar. Bir nörona ait aksonun bir diğer nöronun sinir lifine uzandığı noktaya sinaps adı verilir. Aksonla sinir lifi arasında sinaptik yarık diye adlandırılan minik bir boşluk vardır.

Nöronun hücre gövdesinden gelen elektrik sinyali aksonun ucuna kadar gider. Burada, belirli kimyasal maddelerin küçük damlacıklar halinde sinaptik yarığa akmasını sağlar. Sinir iletkeni adı verilen bu kimyasal maddeler yarığın öbür yakasına ulaşıp komşu nöronun sinir liflerine tutunurlar. Bunun üzerine uyarılan sinir lifi kendi hücre gövdesine elektrikli bir sinyal gönderir. Bütün bu işlem bir saniyenin lO.OOO’de biri (100 mikrosaniye) bile sürmez.

Nöronların hücre gövdeleri

omuriliğimizin veya beynimizin içinde muhafaza altındadır. Çok sayıda kısa lif hücre gövdesi namına mesaj toplar. Akson adı yerilen uzun bir lif ise sinaps diye adlandırılan kavşakta mesajı diğer hücrelere iletir. Kimyasal iletkenlerin yardımıyla, mesaj bir hücrenin aksonuyla diğer hücrenin sinir lifi arasında yer alan boşluğu (yani sinaptik yarığı) aşar. Mesajın sinapstan geçmesi 1/10.000 saniye (100 mikrosaniye) bile sürmemektedir.

Omuriliğimizin Kesiti

Duyusal sinirlerimiz genellikle bilgileri doğrudan doğruya beyine gönderir ve onun kararını beklerler. Fakat acil bir durum doğmuşsa, mesela tuttuğumuz kibrit parmaklarımızı yakıyorsa, daha acı hissi beyne ulaşmadan omuriliğimiz hemen parmaklarımıza kibriti atmasını emreder. Burada omuriliği yukarıdan, bir boyun omurunun koruyucu kemik yapısıyla çevrelenmiş durumda görüyoruz.

Omuriliğimiz

Omuriliğimiz beyinden başlayıp omurganın üçte ikisi boyunca devam eder. Omurilikten çıkan sinirler dallara ayrılarak vücudumuzun her tarafına uzanırlar. Omuriliğin alt ucunda yer alan sinir lifleri omurlar arasındaki kanalın sonuna kadar gider.

Omurilik ve beyin, menenj adı verilen üç kat koruyucu zarla kaplanmıştır. Kan plazmasından üreyen ve beyin-omurilik sıvısı diye adlandırılan bir sıvı en içteki iki menenj katmanının arasındaki boşluğu doldurur. Beyin-omurilik sıvısının başlıca vazifesi darbelere karşı yastık işlevi görerek merkezi sinir sistemini korumaktır. duğundan gri madde diye adlandırılır.

Gri maddenin etrafında yağsı (miyelinli) kılıflarla örtülmüş sinir lifleri bulunur. Bu lifler de beyaz ve parlak göründükleri için beyaz madde diye adlandırılmaktadır.

Bu lifler düzenli aralıklarla demetler halinde omurilikten dışarıya dallanarak omur sinirlerini meydana getirirler. Vücudun çeşitli bölgelerine uzanan omur sinirleri toplam 31 çifttir. Bu çiftlerin her birinde binlerce duyu siniri ve motor sinir lifi bulunur.

Refleks Hareketler

Omuriliğin başlıca iki fonksiyonu vardır. Birinci olarak, beyinle diğer organlar arasında gidip gelen dürtüleri taşır. İkinci olarak da refleks merkezi vazifesi görür. Refleksler, çeşitli uyarımlara karşı beynin müdahalesi dışında gerçekleşebilen otomatik hareketlerdir.

Doktor dizimizin belli bir noktasına vurduğunda, bacağınız otomatik olarak havaya kalkar. Basit bir refleks olan bu hareket, biri duyu, öbürü motor olmak üzere sadece iki nöronun işidir. Parmağınız yanarsa elinizi otomatik olarak ateşten çekersiniz. Daha acı duygusu omurilikten beyninize ulaşamadan gerçekleşen bu hareket de yine basit bir reflekstir.

Herhangi bir bakteri veya virüs menej bölgesine girmeyi başardığı takdirde, beyin-omurilik sıvısı enfeksiyonun çok kısa sürede yayılmasına yol açar. Menenjit, yani menenj iltihabı ölüme kadar gidebilen bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır.

Omuriliğin merkezi H biçiminde dizilmiş hücre gövdelerinden oluşur. H’nin arka kollarında duyu sinirlerinin gövdeleri, ön kollarında ise motor sinirlerinin gövdeleri yer alır. H biçimindeki bu kütle grimsi renkte olabilir

[More]

DAVRANIŞ SORUNLARI

Güvensizlik ve mutsuzluk bazı çocukların bu şekilde davranmalarına yol açabilir. Kötü davranışlar çocuğun kendine ya da başkalarına karşı kızgınlıklarını göstermenin bir yoludur ve genellikle çocuğunuzun daha çok ilgi ve sevgiye ihtiyacı olduğunun bir işaretidir.

Ne yapmalısınız?

Bu sıkıntılı günler süresince sabırlı olmanız gerekir ama aşırı hoşgörü göstermek de doğru olmaz. Davranışları konusundaki her zamanki kurallarınızı sürdürün.Fakat güvensizliğin nedenini anlamak için her fırsatta çocuğunuzla konuşun ve ona ihtiyaç duyduğu güvenceyi verip her gün çocuğunuzla başbaşa kalacak ve yalnızca onunla ilgileneceğiniz bir zaman ayırın. Evde meydana gelen büyük değişiklikleri öğretmene bildirmek, çocuğunuzun derslerde gösterebileceği başarısızlığın bir süre hoşgörüyle karşılanmasını sağlayacak ve kendisine Kırıcı ve sert davranılmasını önleyecektir. Eğer çocuğunuzun huysuz davranışlarıyla başa çucamıyorsanız, ya da bu davranışların çok uzun sürdüğüne inanıyorsanız doktora danışın.

Davranışları son zamanlarda aşağıdakilerden biri gibi mî oldu?

• Şiddetli

• Yıkıcı, kırıcı

• İçine kapanık

• Genellikle söz dinlemeyen.

Belli bir neden olmaksızın başlayan huysuz davranışların altında birçok neden gizlenmiş olabilir. Sizin bilmediğiniz okul sorunları; örneğin arkadaşlarının kendisine aşırı şekilde sataşmaları onu rahatsız ediyor olabilir. Çocuğunuz gelecekte olacak bir olay için endişeleniyor, ya da evdeki bir gerginliği sezinliyor olabilir. Çocuğunuzun okulu yetersiz bulması ya da evde yapıcı davranışların eksikliği de bu tür tepkilere yol açabilir.

Çocuğunuzun bu durumunu açıklayan nedeni en iyi siz bilebilirsiniz.

Ne yapmalısınız?

Çocuğunuzun enerjisini spor, ailece yapılan geziler ya da resim, model yapma, elişi gibi yaratıcılık gerektiren çalışmalara doğru yönlendirmeye çalışın. Derslerini düzenlemesi ya da ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmesi için çocuğunuzun öğretmeniyle konuşun.

Çocuğunuzun aşağıdakilerden birini yaptığından endişeleniyor musunuz?

Sigara içmek

• İçki içmek

•Hap kullanmak

Uyuşturucu kullanmak

Aşırı hareketlilik (Hiperaktivite)

Hiperaktivite çocuklarda, durmak dinlenmek bilmeden bedensel ve / veya zihinsel hareketlilik durumunu göstermek için kullanılan bir terimdir. Aşırı hareketli çocuklar bu konuya ancak kısa süre ilgi duyarlar; huysuzluk nöbetleri vardır; enerjileri tükenmez ve az uykuyla yetinebilirler. Bu davranışlar sizi çok yorabilir. Aşırı sabır ve anlayış gerektirir. Özellikle Amerikalı bazı doktorlar aşın faaliyetin diopnostik testle bile belirlenemeyecek kadar küçük bir beyin hasarı yüzünden olduğunu ileri sürerler. İngiliz doktorların çoğu ise ; aşırı faaliyetin, normal davranış1 tarzının bir ucu olduğunu savunurlar. Bu tür davranışlara anne babanın göstereceği tepkinin yaratacağı sorunlar ailenin huzur ve düzertıni de bozabilir

Tedavi, doktorun olaya yaklaşımına göre değişir.

Kurallar ve disiplin

Yapabilecekleri hareketlerin sınırını belirleyen ve kabul edilen davranışların derecesini açıklıkla anlatan kuralların olması, çocuklar için son derece yararlı olacakür. Her ailenin kendine has davranış kuralları ve üslubu vardır. Bir ailede anlayışla karşılanan bir hareket tarzına bir başkasında müsamaha edilmeyebilir. Annebaba olarak belirti kurallar ve yasakları niçin koyduğunuzu öncelikle kendiniz açıkça bilmelisiniz. Örneğin, bir kuralı çocuğunuzun güvencede olması için mi; yoksa, başkalarının hak ve duygularını göz önünde bulundurduğunuz için mi koyuyorsunuz? Belli kati standartlara “bağlı olmak ile, bunları arada bir uygulama arasında sağlam bir denge kurmanız gerekir. Çocuğunuza, koyduğunuz kurallar içinde Kalmak kaydı ile serbestçe karar alabilme şansı vermelisiniz ki girişimci ve kendinden emin bir kişi olarak yetişsin. Yoksa onu isyankar olmaya itersiniz. Ceza

Esas olan, isteklerinizi çocuğunuza kabul ettirmek için ceza yoluna başvurmak zorunda kalmamanızdır. Amacınız, sorunları çocuğunuzun da katkısı ile ve tartışmalara yol açmayacak yumuşak yöntemlerle halletmek olmalıdır. Bu yöntemlerin arasında, methetme ve ödüllendirme ile, olumlu davranışları teşvik etmek ve koymak istediğiniz kuralların nedenlerini açıklamak da bulunmalıdır. Yine de, her annebabanın ara sua ceza yoluna başvurması gerekecektir. Çocukların çoğu belli esaslara dikkat edilerek verilen cezayı saygı ile kabullenirler.

Bu konuda aşağıdaki öneriler size yardımcı olabilir;

• Cezanın, işlenen suça uygun olmasına dikkat edin. Mümkünse cezayı hatalı hareketin sonuçlarını düzeltme şeklinde verin.

• Cezalar yapılan hatadan hemen soma verilmeli ve ertelenmemelidir.

• Uygulamayı istemediğiniz cezalarla çocuğunuzun gözünü korkutmayın. Çocuklar boş tehditleri hemen farkederler.

• Çocuğunuza verdiğiniz cezayı, ona olan sevginizin azaldığı anlamında kabul görmesini sağlayın. Çocukların çoğu için kızgınlığınız yeterli bir cezadır. Bir vesile ile ona sarılmak ve güven verici bir havada onunla konuşmak konunun tatlıya bağlanmasını sağlayacaktır.

• Fiziksel bir ceza (dayak) çocuğunuzun size yardımcı olmasını sağlamak için yetersiz bir yöntem olmasının yanı sıra, darılmaya yol açan ve tepki yaratan bir yöntemdir. Çok ender olmak şartı ile, atılacak bir tokat uzun süreli bir zarara yol açmayabilir.

Eğer sinirinizi kontrol altına alamayacağınızdan ve çocuğunuza zarar vereceğinizden korkuyorsanız, durumu güvendiğiniz bir yakınınız, dostunuz, ya da doktorunuz ile konuşun.

Okul sorunları iki ana gruba ayrılır. Bunlardan biri; belirli bir derste ya da genel olarak tüm derslerde karşılaşılan öğrenme güçlüğü; diğeri ise okul ve sınıftaki davranış bozukluklarıdır. Her iki durumda da, çocukta okula gitmekte bir isteksizlik görülür. E

Bu tür sorunlar, duygusal sorunların, fiziksel bozuklukların, sosyal etkenlerin ya da genel bir gelişme sorununun sonucu olabilir. Annebaba ve okul idaresinin konuşması ve var ise aile doktorunun olaya yardımcı olması okul sorunlarının çoğunda faydalı olacaktır.

Çocuğunuzun öğrenmesi yaşıtlarına oranla her zaman daha mı yavaştı? EVET Zihni gelişme yavaşlığı, çocuğunuzun bazı zekasal yetenekleri normalden daha geç kazanması anlamına gelir. Ancak, birkaç yıl içinde, çabuk öğrenen arkadaşlarıyla aynı düzeye gelmesi mümkündür. Ayrıca duygusal sorunları ya da zeka düzeyleri normalin alanda olan çocukların normalden daha yavaş öğrenmesi de olağandır.

Ne yapmalısınız? Çocuğunuzun gelişmesini öğretmeniyle tartışın. Çocuğunuzun öğrenme hızında bir gerilik olmadığını söyleyerek sizi rahatlatabilir. Bazı durumlarda zeka testi yaptırmak ve genel yetenek testlerinden geçirmek faydalı olacaktır. Yavaş öğrenen birçok çocuk, özel eğitilmiş öğretmenler tarafından verilen dersler sonucu arkadaşlarına yetişebilirler. Ancak bazı ağır durumlarda da çocuğunuzu özel bir okula göndermeniz gerekebilir.

“Dyslexia”

Dyslexia kelimelerde ya da konuşmada ve yazmada zorluk çekmek anlamına gelir.Diğer yönlerden normal olan bir çocuğun okuma ve yazmada, belirgin bir neden olmadan, zorluk çekmesini tanımlar. Bu tür çocuklar özellikle imlada ve sesli okumada zayıftırlar. B azılan “Dyslexia”yı beyindeki sinir yollarında ve anormalliğe, bazıları da doğum esnasında ya da bebeklikte geçirilen bir hastalıkla beynin hafif zedelenmesine bağlar.

“Dyslexia”nın teşhis ve tedavisi Eğer çocuğunuz okumayazma öğrenirken zeka seviyesinden beklenenden çok daha fazla zorlanıyorsa “Dyslexia” ihtimalini gözönünae bulundurmanız gerekir. Öğretmenleri sizi çocuğunuzun ilerlemesinin normal olup olmadığı konusunda aydınlatabilirler. Çocuğunuzun, sağlık ve gelişme durumu incelendikten sonra sorunun “Dyslexia” olduğuna karar verilirse, bu durumu gidermek için özel ders aldırarak çocuğa yardımcı olunmalıdır.

Okuldaki başarının görülen bir neden olmadan ani olarak azalması, görme ya da duymada bozukluk gibi Fiziksel bir nedene bağlı olabilir. Bu durumu sosyal yaşantının getirdiği uyumsuzluklara, ya da bilinmeyen bir ruhsal nedene de bağlamak mümkündür. Doktora danışın ve durumu çocuğunuzun öğretmenleriyle de tartışın.

Tedavi

Doktor görme ve duymaya özel ilgili göstererek çocuğunuzu fiziksel açıdan ayrıntılı bir şekilde muayene edecek, fiziksel bir bozukluk bulunamazsa, sorun yaratan nedenleri bulabilmek için çocuğunuzun öğretmenleriyle tartışmanızı ögütleyecektir. HAYIR

Duygusal güvensizliğin, hemen hemen her zaman çocuğun derslerine etkisi vardır.

Ne yapmalısınız? Sorunun nedenini çözebilirseniz durumu düzeltebilirsiniz. Çocuğunuzun ders durumunu etkileyebilecek ev sorunlarını öğretmenlere haber vermek, çocuğunuza anlayış göstermelerini ve gerektiğinde ona yardımcı olmalarım sağlayacaktır. Çocuğunuzun bu durumunun nedenini bulmanıza rağmen dersleri düzelmezse ya da sorunu çözemezseniz bir uzmana ihtiyaç olup olmadığını söylemesi için bir doktora başvu

[More]